Datça (Muğla)

Datça (Muğla)

Marmaris’te festival nedeniyle oyalanınca Datça’ya kışın ortasında ancak sıra geldi. Rüzgarı ile meşhur bir yeri kışın ortasında ziyaret etmek ne kadar akıl kârı diye düşünürken, çok da akıllı işi olmadığını kısa sürede gördük :) Bu bölge neredeyse 30 yıldır görmediği yağışı ve fırtınayı görüyormuş. Bizim kısmetimize Datça’da 80-100 km hızında iki fırtına, bolca yağmur ve birde dolu yağışı düştü.

 

Datça yolunda adım başı şelaleler oluşmuş.

 

Doludan arta kalanlar.  Dar bir alanı vurduğu için bademler kurtardı.

 

Dolu, günün ilerleyen saatlerinde sadece kuytularda kaldı.

3-5 gün kalıp, dostlarımızı ziyaret ettikten sonra kaçmayı planlarken, yine bir festival afişine takıldık. 8-9-10 Şubat’ta Datça’da Badem Çiçeği Festivali varmış. Bu sene her gittiğimiz yerde bir festival’e denk geliyoruz, bu festivali görmesek olmaz diye kalış süremizi biraz uzattık.

 

Akşamı ettik.

 

Sahildeki arkadaşlarımız.

 

Böyle sakin durduğunua bakmayın 3 gün sonra kudurdu deniz.

 

Eski hükümet konağının bulunduğu yarımada.

 

Bulutlar toplanmaya başladı.

 

Eski hükümet konağı.

 

Datça bademi değil, güzel gözlü Akdeniz foku Badem. Adı kaldı yadigar :(

 

 

Bulutlar toplandı, toplandı ama bu sefer pas geçti.

 

Burası ılıca, ılıktan kastettikleri buysa ben girmem bu suya.

 

Ördek bile kenarda bekliyor.

 

Ilıcanın suyu sodalıymış (tadına bakmadım)

 

Çift gökkuşağı. Birinin altından geçince cinsiyet değiştiriliyormuş, ikisinden geçilirse ne olur acaba (deneyen özelden paylaşsın aramızda kalacak)

 

Keçiboynuzu ağaçlarının arasında başka bir gökkuşağı.

Çok uzun olmasa da sahil boyunca güzel bir yürüyüş yolu var. Şehir içinde bisiklete binmek isteyenler için imkanlar kısıtlı, ama dağ bisikleti yapacakları mutlu edecek iniş çıkışlar bolca var :) Her ayın son pazarı, ikinci el eşyaların satıldığı bir pazar kuruluyor, daha küçük olmakla birlikte diğer pazar günleri de 8-10 tezgahın olduğu bir pazar var. Cumartesi günleri meyve sebze ve giysi alabileceğiniz normal bir pazar var. Değişik otlar alıp denedik, özellikle dallama diye bir ot çok hoşumuza gitti. Dallama yabani büyük papatyanın sürgünlerine verilen isim (güzelim papatya ya dallama diye isim vermekte bayağı yaratıcılık gerektiriyor :) ). Kasaplarda çok güzel sucuklar var. Yıllardır sanayi tipi sucuk yemekten ağız tadımızı kaybetmişiz (tekrar bulduk). Çarşı içinde bir karadenizliyi bile tatmin edecek porsiyonda hamsi tava yapan güzel balıkçılar var. Araba kullanmadan çevreyi gezmek isterseniz bir çok köye ulaşım mümkün. Can Yücel’in son 10 yıllını geçirdiği Eski Datça’yı mutlaka ziyaret edin.

Eski Datça’da eski bir kapı.

 

Can Yücel sokak.

 

Can Yücel’in evinin kapısı. Bu ev hala yaşayan bir ev ve Müze değil. Kapının fotoğrafını çekip sessizce devam edin.

 

Pencere güzeli.

 

Genellikle kışın gittiğimiz her yerde bize gönüllü rehberlik edecek arkadaşlar buluyoruz. Ne yemek ne su, istedikleri tek şey sevgi.

 

Eski küreklerden yeni bir kapı. Renkler biraz aykırı olsada güzel olmuş. Elektirik direğini boyayan arkadaşın boyumu kısa, boyamı bu kadar bilemiyorum.

 

Bir oda, bir sofa.

 

Datça yollarını arşınlamaktan sıkılınca Palamutbükü’ne kaçtık. İkinci fırtınaya da burada yakalandık. Dalgalar mendireğin tepesinden aştı, ağaçları söktü, yolu çökertip denize kattı. Yine de Palamutbükü keyifli bir yerdi, zaman varsa gitmekte yarar var. Knidos’u daha önce gördüğümüz vede karavanla o yola girmeyi gözümüz yemediği için gitmedik.

Mendireğin içine park ettik. Az rüzgar alan güneşli sakin bir nokta.

 

Deniz manzarası ve  kuymak.

 

 

Sabah gün doğumu (fırtınadan bir gün önce).

 

Güzel bir sahil.

 

Bu sakinlemiş hali,  gece kudurdu. Ağaçları söktü, mendireğin üstünden aştı, tekneleri birbirine çaktı.

 

Bir kaç saat sonra fırtına nedeniyle bu çardak yerle bir oldu.

Kalış süremizi uzatma nedenimiz olan festival, cuma günü konserler ve yağmurla birlikte başladı :) Ağırlıklı olarak Datça ürünlerinin satışa sunulduğu stantları dolaştık, konserleri izledik ve küçük bir şarap imalathanesinin turuna katıldık. Ama hevesle beklediğimiz badem çiçeklerinin şöleni havaların biraz sert gitmesi nedeniyle umduğumuz gibi olmadı. Artık badem çiçeği fotoğrafını başka bir yerde çekeceğiz.

 

Festival sırasında katıldığımız bir şarap imalathanesi turu.

 

Duvarlarda ödüllü şaraplar var.

 

Meşe fıçılarda keyif çatan şaraplar.

 

Şarap bağları.

 

Bağın sınırlarındaki bademler çiçek açmıştı.

 

Açılış

 

Datça kent konseyi halk oyunları.

 

Grup Hayyam.

 

Datça koro evi mandolin korosu.

 

Can Akşahin

 

Gypsy Swing İlker ve Yunus Emre
Betçe sanat merkezi korosu.

 

Seyircilerde boş durmadı.

Sevgiler….

ylgzn

2016 yılında kendi karavanımızı yaptık. 2017 yılından itibaren de tam zamanlı olarak karavanda yaşıyoruz. Karavanın yapım aşamalarını ve gezdiğimiz yerleri konuya ilgi duyan insanlarla paylaşmak için yolgezen.net blog sayfasını oluşturduk. Herkesin hayallerine ulaşması dileğiyle. ylgzn

4 Yorumlar

  1. Webasto’ya ihtiyaç oluyor mu o bölgede bu mevsimde yoksa aracın yalıtımı yeterli oluyor mu? Keyifli gezmeler.

    1. Hemde nasıl :)
      Güneydeyiz ama geceleri bazen 3-4 derecelere düşüyor. Kışın karavanda kalacaksanız ısıtıcı şart. Biz eberspacher d2 kullanıyoruz ve memnunuz.

      Sevgiler

  2. Kapıları,pencereleri..ne güzelmiş Datça evleri
    Sevgiler,selamlar.

    1. Kapı pencereler sadece Eski Datça’da.

      Sevgiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.